22 Ağustos 2009 Cumartesi

KAVALA, YUNANİSTAN


Kavala Ege'nin en kuzey noktasındaki sahil kasabası... Yemekten sonra sahilde Ege'yi gepgeniş gören bir kahvede, cafe değil, kahvede oturdum. Anadolu'nun herhangi bir sahil kasabasındaki herhangi bir kahveden farksız bir kahve. Masalar tahtadan keza sandalyeler de. Orta yaşın üzerindeki Kavala'lılar kimi kahvenin içinde kimileri ise dışındaki masaları paylaşmış sohbet ediyorlar. Dışarıdaki bir masayı seçtim oturdum. Konuşarak anlaşamasak da yerel halkla aynı mekanda olmayı, aynı havayı içime çekmeyi hep sevmişimdir... Birkaç dakika sonra yaşlı kahveci geldi ne istediğimi soruyor ama ne ben onun dilinden anlıyorum ne de o yaşı gereği ingilizceyi anlayamıyor... Anlaşamıyoruz... Yanımdaki masada oturan bir Kavala'lı araya girdi ve çok güzel bir İstanbul türkçesi, aksanı ile "siz bana ne sipariş etmek istediğinizi söyleyin ben ona söylerim" dedi...

Kahveci siparişi aldı yanımızdan ayrıldı. Sohbete başladık, Beyoğlu doğumlu bir rum, tüm hayatı İstanbul'da geçmiş, işyeri Beyoğlundaymış, konfeksiyon işinde çalışmış. Birkaç yıl önce emekli olmuş ve Kavala'ya yerleşmiş. "Bütün dostlarım, çocukluk arkadaşlarım, hepsi İstanbul'da, 6 ayda bir gitmesem duramıyorum senede iki kez mutlaka İstanbul'a gidiyorum." demişti...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Yerinizde olmak vardı.Benim içinde lütfen içinize çekin o atmosferi.Hayat ne garip bilmediğin bir şehirde bilmediğin insanlarla bilmediğin bir dilde bir paylaşım içindeyiz.Tek bilebildiğim tanrının bu lütfunun kıymetini bilmek..

ahmet dedi ki...

Mini marketten alışveriş, hemen bitişikteki Türk kahvehanesi, karşınızda Ege denizi, İskele ve Kavala sahili... gerçekten çok güzel... Sonuçta atalarımızın yaşadığı, özlem duyduğumuz ata toprağımız