10 Ağustos 2009 Pazartesi

Sitenin Güvenlik Elemanı İle Sohbet


Tavır her şeydir.

Evimin bulunduğu sitenin temizlik, tamir bakım, güvenlik elemanları ile karşılaştıkça selamlaşır zamanım uygunsa -ve onların da zamanı uygunsa- sohbet eder, hatta bunun için fırsat oluştururum. Bunun birkaç nedeni var şöyle ki; hepimizin birbirimizden öğreneceğimiz pek çok şey var bu bir. İkinci bir neden zaman içinde öğrendim ki özellikle -malesef- ülkemizin büyük şehirlerinde genellikle belirli bir gelir düzeyinin üzerindeki kişiler kendilerinden daha az gelir düzeyindeki kişilere hor davranış içine rahatlıkla girebiliyorlar. Teşekkür etmiyorlar, bir merhabayı esirgiyorlar, tepeden bakıyorlar ve olağanüstü bir gereksiz küçümseme içindeler. Ego.

Bir sabah yukarıda sözünü ettiğim site çalışanlarından biriyle karşılaştım ve selam vererek halini hatrını sordum. Kısa bir sohbetin arkasından kendince içini döktü: "Size bir şey söylemek istiyorum" dedi. "Geçtiğimiz günlerde sizin yan blokta oturan bir beyle karşılaştım, blok kapısınan çıkıyordu 'günaydın beyefendi' diye gayet doğal bir şekilde selam verdim 'Ben seninle muhattap olmam.'dedi"(!?).

Yıllar önce eski bir ABD başkanının, -şu anda tam ismini hatırlayamıyorum ama 50-60 yıl önceki bir başkan- Beyaz Saray bahçesinde bahçevan ile her karşılaştığında selam verip sohbet ettiğini okumuştum...

Bir diğer gün sitenin güvenlik elemanlarından biri ile sohbet ettiğimde ise dikkatim başka bir noktaya çekildi. Urfa'lı, evli 23-24 yaşlarında bir kişi İstanbul'a çalışmaya gelmiş. 700 TL. net maaşı var bunun yaklaşık 500 TL.'sini her ay ailesine Urfa'ya gönderiyor tüm ay İstanbul'da sadece 200 TL. ile yaşıyor başka bir geliri yok. Çalıştığı güvenlik firmasının sağladığı lojmana ayda 50 tl kira ödüyor. Aynı dairede 40 kişi yaşıyorlar. Vardiyalı çalışmada 20 kişi görevdeyken görevleri bitmiş 20 kişi eve dönüp bir şeyler yemeye ve uyumaya başlıyor. Yani bu 40 kişiden 20'şerlik gruplar birbirini görmüyor, bir şekilde karşılaşmıyorlar... İlk grup yataklarından kalkıp göreve giderken ikinci grup görevini bitirmiş eve dönüş yolunda oluyor.

Urfalı güvenlik elemanının aktardığı bu nokta üzerinde düşünülmesi gereken bir konu... İstanbul ile onun doğup büyüdüğü memleketi arasında ne gibi fark(lar) olduğunu sorduğumda, aktardığı nokta; "Beyefendi İstanbul'lulur bir garip 2 aydır İstanbul'dayım hala anlayamadım çözemedim, sabah evlerinden çıkıyorlar ne selam ne sabah... Kapılarından çıkıyorlar arabalarına biniyorlar işlerine gidiyorlar... Akşam oluyor, işlerinden dönüyorlar arabalarını park ediyorlar evlerine giriyorlar ne selam veriyorlar ne bir şey konuşuyorlar. Bizim orada insanlar dost canlısıdır.". Boğazıma bir şey düğümlenmişti birkaç saniye bir şey konuşamadım sadece tebessüm edebildigimi hatırlıyorum...

O selam vermeyip evinden çıkan akşam selam vermeyip evine giren kişi(lerin) aylık yakıt gideri, en azından bu güvenlik elemanının İstanbul'da yaşarken harcadığı, kira ve yemek gideriydi. Bu Urfa'lıdan İstanbul'luların öğreneceği çok önemli bir ders vardı.

Askerde tugay komutanım tugayın büyük toplantı salonundaki konuşmasına şu cümleyle başlamıştı "Arkadaşlar omuzumuzdaki rütbeler yetki ve sorumluluk düzeyimizi belirtir, insanlık başka bir şeydir.".

Hiç yorum yok: